Genel

Thessaloniki – Halkidiki – Alexandroupoli

Herkes gibi Kurban Bayramı’nı fırsat bilerek epeydir gitmek istediğimiz Yunanistan’a gitmeye karar verdik. Bayramda çok kalabalık olur dediğinizi duyar gibiyim. Evet haklısınız ama gidiş dönüş günlerinizi son dakikalara bırakmazsanız çilesiz bir şekilde gidip gelebilirsiniz.

Bu arada arabanızla geze geze gidecekseniz hazırlamanız gereken bazı evraklar oluyor.

Uluslararası Ehliyet (Beynelminel Sürücü Belgesi) almanız gerekiyor fakat yeni ehliyetler ile artık Yunanistan çıkışı sorunsuz yapılıyor. Bu sayede uluslararası ehliyet için vereceğiniz 415 TL’yi Yunanistan’da yeni yerler keşfederken kullanabilirsiniz.

Uluslararası Sigorta (Green Card) da denilen Yeşil Kart Sertifikası, tüm Avrupa ülkelerinde kendi aracınız ile yapacağınız kaza durumunda karşı tarafın hasarını teminat altına alan bir sigorta türü.

Yolculuk serüvenimize gelince; Tekirdağ üzerinden İpsala’ya yola çıkıyoruz. Yaklaşık 2,5 saatlik yolculuğun ardından varışımızda gümrük ve pasaport işlemlerinin tamamlanması ve ardından Yunanistan’a geçerek, Dedeağaç (Alexandroupoli), Gümülcine (Komotini), İskeçe (Xanthi) ve Kavala üzerinden Selanik’e doğru yol alıyoruz.

Selanik’e giderken liman şehir olan küçük şirin Kavala’ya uğrayıp sahilde biraz gezip bir şeyler yedikten sonra yolumuza devam ediyoruz.

Selanik (Thessaloniki)

Yunanistan’ın ikinci büyük şehri olan Selanik, adını Büyük İskender’in kız kardeşi olan Thessaloniki’den almış.

Bir gece konaklayacağımız Metropolitan Hotel‘e yerleştikten sonra ilk durağımız büyük heyecanla beklediğimiz Atatürk’ün Evi. 1881 yılında doğduğu ev müze olarak gezilebiliyor. Evin hemen yanında Türk Konsolosluğu bulunuyor. Evin bahçesindeki nar ağacını Atatürk ve babasının diktiğini öğrenince heyecanımız katlanıyor.

Heyecan içinde bu gezimizi tamamladıktan sonra Selanik Kalesi’ni görmek için tepeye çıkıp Selanik manzarası ile başbaşa kalıyoruz.

Kastra (Bizans Kale Surları)

Merkezden Castra’ya giden yol yokuş ve biraz uzak olduğundan dolayı yürüyerek çıkmak  zor. Arabayla gittiyseniz problem olmayabilir yoksa taksi ile uygun bir ücret karşılığı çıkabilirsiniz. Halk arasında Ano Poli olarak da biliniyor. Buraya çıktığınızda tüm Selanik panoramik bir şekilde gözlerinizin önüne seriliyor.

Selanik Kalesinin karşısındaki hediyelik eşya dükkanına girince, bizi çok sıcak karşılayan dükkan sahibi ile hatıra fotoğrafı çektirmeden edemedik.

Şehrin sahilinde güzel bir yürüyüşün ardından mola vermek isterseniz sahildeki restoranlardan birinde öğle yemeği yiyebilirsiniz. Bizim tercihimiz Balkonaki oldu ve ilk Grek salatayı burada denemiş olduk.

Beyaz Kule (Lefkos Pirgos)

Beyaz kule hakkında kısa bir not: 1988 yılında Selanik erken Hristiyanlık ve Bizans anıtları ile UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girerken, aynı yıl Beyaz Kule ile Europa Nostra (Avrupa Kültürel Miras Kuruluşları Federasyonu) koruma ödülünü almış. 30 metre yüksekliğinde ve 70 metre çapındaki 6 katlı Beyaz Kule, müze olarak kullanılıyor.

Ertesi gün sahil boyu dolaştıktan sonra Halkidiki’ye doğru yola çıkıyoruz.

Halkidiki

Halkidiki, 3 yarımadadan oluşuyor. Gitmeden önce internette biraz araştırma yaptım ve bu üç yarımada hakkında biraz bilgi edindikten sonra hangi bölgeye gideceğimize karar verdik.

Kassandra: Beach barların/tesislerin yoğunlukta olması sebebiyle Halkidiki’nin en popüler noktasıymış. Sithonia’ya göre daha küçük, daha fazla yapılaşmanın olduğu bir yermiş.

Sithonia: Ortada kalıyor. Burası Kassandra’ya göre daha sakin, daha kafa dinlemelik bir yer olduğu birçok yerde yazıyordu. Bunun üzerine daha sakin olabileceği düşüncesiyle tercihimizi bu yönde kullandık. Gördük ki bayram haftası olmasına rağmen diğer bölgelere nazaran sakinliğini koruyordu. Doğa ve deniz ile daha iç içe oluyorsunuz. Kolaylıkla ulaşabileceğiniz ve gününüzü geçirebileceğiniz birçok koy ve plaj seçeneği mevcut.

Athos: Burası en sağda kalan  ve üzerinde manastırların bulunduğu özel bir ada. Özel olmasının sebebi ise bu adaya kadınları almıyorlar ve erkekler de yalnızca özel bir izin ile girebiliyor. Burayı yalnızca Sithonia adasındaki Orange Beach’in olduğu taraftan ya da tekneyle uzaktan görme şansınız olabiliyor.

Rivayete göre; Azize Meryem Kıbrıs’a gitmek isterken gemisinin yoldan çıkması nedeniyle Aynoroz kıyısına gelmiş. Adayı öyle sevmiş ki oğluna dua ederek, adanın kendisine verilmesini istemiş. Oğlu İsa Mesih ise bunu kabul etmiş. Aynoroz bugün hala “Tanrının annesinin bahçesi” olarak adlandırılıyor. Bu nedenle de adada kadın cinsini yalnızca Azize Meryem’in temsil etmesi gerektiğine inanılıyor.

Bir diğer sebebi ise Hristiyan din adamlarının ettiği bekâret yeminini çiğnenmemesini sağlamanın en basit yolu olması. Bu kural kediler hariç olmak üzere, evcil hayvanlara da uygulanıyor. Yani adaya dişi hayvan alınmıyor.

Sarti

Yukarıda da bahsettiğim üzere biz Sithonia yarımadasını tercih ettik. Burada Sarti koyunda Hotel Agni On The Beach‘i tercih ettik. Tesadüfen bulduğumuz bu otel konumu, temizliği ve kahvaltısı ile harikaydı. Otel’e de ismini vermiş olan sahibi Agni Hanım’a hoş sohbeti ve ilgisi için bu vesileyle teşekkür etmek istedim.

Sarti, çok kalabalık olmayan incecik kumlardan oluşan bir sahile sahip koy. Şezlong ve şemsiyelerin bulunduğu kumsalda yiyecek, içecek alabileceğiniz küçük kafeler de mevcut. Buradaki gibi ekstra şezlong ve şemsiye ücreti ödemiyorsunuz. Akşamları sokakları hediyelik eşya dükkanları ile renkli bir görüntüye bürünüyor. Sahildeki restoranları yemek için tercih ederseniz denizi ve gün batımını izleyerek keyifli bir akşam geçirebiliyorsunuz.

Bu arada Sarti gece gezmelerine atv motor ile devam ettik. Aramızda kalsın ben fotoğraf için bindim.

Orange Beach (Portakali Beach)

Sahil şeridinde o kadar koylar var ki hepsi birbirinden harika görünüyor. Orange Beach bunlardan bir tanesi. Sahili taşların arasına sıkışmış yeşilin ve mavinin muhteşem görüntüsüne sahip bir koy. Havlunuzu taşların üzerine sererek orada güneşlenip ve arasından denize girebiliyorsunuz. Bildiğimiz koylardan çok farklı anlayacağınız kartpostal görüntüsünde bir yer.

Yunanistan’ın bir diğer liman kenti olan Alexandroupoli, sahilindeki feneri ile ünlüymüş. Hediyelik eşyalarda da fener resimlerini görebilirsiniz.

 

Yeni yerler keşfetmek ve değişik tatlarda buluşmak dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Seo wordpress plugin by www.seowizard.org.