Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Genel

Yatağan’da Tarihe Yolculuk

Stratonikeia Antik Kenti

Bodrum tatilimizi biraz renklendirmek adına ölümsüz aşkların ve gladyatörlerin kenti olarak bilinen Stratonikeia’yi ziyaret etme fırsatı bulduk.

Bir aşk efsanesinden doğduğu söylenen Stratonikeia antik şehrin hikayesine gelince;

Vakt-i zamanında bir kral yaşarmış. Bu kralın genç ve güzel bir karısı ile yakışıklı bir oğlu varmış. Kral, oğlunu çok sever, bir dediğini iki etmezmiş. Ancak gelgelim genç prens bir gün amansız bir hastalığa yakalanır. Yemeden içmeden kesilir. Ülkenin dört bir yanından gelen hekimler delikanlının derdine çare bulamazlar. Zira görünüşte hiç bir hastalığı yoktur. Fakat doktorlardan birisi genç prensi muayene ederken bir tespitte bulunur. Prensin nabzı ve kalp atışları odaya üvey annesi girdiğinde anormal bir şekilde artmaktadır. Hekim, teşhisini koyar, koyar koymasına da bunu krala nasıl söylemeli diye düşünmeden edemez. Uygun bir an yakaladığında krala genç prensin derdini açıklayıverir. Prens, kralın güzeller güzeli eşine kara sevdaya derecesinde vurgundur. Başkası olsa son derece sert bir cezaya başvuracak olan kral, ciğerparesi oğlunun bu durumu karşısında önce şaşkınlığa düşer. Ancak sonrasında meseleyi halkına açmaya, onların takınacağı tutuma göre hareket etmeye karar verir. Ne de olsa kendisinden sonra ülkeyi oğlu idare edecektir. Yurttaşlar bu hazin aşk hikâyesini dinledikten sonra prensten yana ağırlıklarını koyarlar. Kral da işi fazla yokuşa sürmez ve genç eşini oğlu ile evlendirir. I. Antiokhos, burayı önce üvey annesi sonrasında ise eşi olan Stratonike için inşa ettirmiş.

Stratonikeia antik şehrin kuruluşu, MÖ. 3. yüzyılın ilk yarısında olduğu tahmin ediliyor. Muğla ilinin, Yatağan ilçesinin, Eskihisar köyü sınırları içinde yer alıyor. Hellenistik, Roma ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine ait izler görülebiliyor. 1957 yılındaki deprem sonrasında yeni yerleşim alanına taşınan Eskihisar köyünde halen tarihi köy evlerinde yaşayan birkaç aile bulunuyor. Halen kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı çalışmalarının devam ettiğini görünce, Berke merakla görmek istediğini söyledi ve izin alarak kazı alanını yakından görme fırsatı bulduk.

Fotoğraf çekilmesine izin verilmediği için uzaktan çektiğimiz bir fotoğraf.

Şehre girdiğinizde meydanda dev bir çınar ağacı ve Evliya Çelebi seyahatnamesinde geçen Şaban Ağa Camii sizi karşılıyor.

Şehrin içi nar, üzüm, incir gibi meyve ağaçları ile dolu. Köylülerin birçoğu köylerini terk etmiş olsa da, ağaçlar hala bu tür meyvelerle dolu.

Kavaklıdere Yerküpe Mağarası

Menteşe yakınlarında bulunan yaklaşık yüz metre boyunda Yerküpe yaylasında  ilginç bir mağara. Mağara, tavanından damlayan suyun ve kalsiyumun kireçleşmesiyle oluşan sarkıtlar bulunuyor. Ayrıca damlacıkların tabanda kristalleşmesiyle oluşan  dikitler ile bunların birleşmesiyle oluşan  sütunlar da var. Mağaranın içinde küçük havuzlar da oluşmuş. Işıklandırma sistemiyle mağaranın tüm güzelliklerini rahatlıkla görülebiliyor.

Mağaranın biraz ilerisinde her sene ağustos aynın ikinci Pazar günü yağlı güreşlerin yapıldığı geniş bir alan var. Bu alanın çevresinde ziyaretçilerin güreşleri rahat seyredebilmesi için tribünler bulunuyor. Menteşe’de yaşayanlar burayı mesire yeri olarak da kullanabiliyor.

Belen Kahvesi

Yayla havasını da aldıktan sonra Ormancı Türküsüne konu olan Belen Kahvesi’ne doğru yola çıktık. Bütün ovanın ayaklarımızın altında kalan manzarası karşısında çaylarımızı yudumlarken, hikayeyi tekrar okuma fırsatı buldum. Okurken boğazım düğüm düğüm oldu.

Gevenes mahallesinde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafa’nın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir’dir. Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında ‘Sarı Memet’ lakaplı Orman Memuru Mehmet İn çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik mahallesinde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağan’a gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağan’a köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayir, ‘Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem’ cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayir, ‘Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et’ der ve oyuna devam eder.

Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak’ın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak’ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir’e isabet eder. Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.

O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfik’i, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi’ne götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey’e, “Babamın selamı var, bu adamı iyileştir” diye yalvarır. Doktor Veli Bey, “O ölecek, önce senin kolunu saralım” diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa’yı yanına çağırarak, ”Ben ölüyorum, hakkını helal et” dedikten sonra can verir.

Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır. Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.

Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet İn ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğü’ne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.

Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla’ya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayir’i öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtar’ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri İzmir’e yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.

Bu arada Mustafa’nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyü’nde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür. Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi’nde 83 yaşında ölür.

Bu türküyü tekrar hatırlamadan edemeyeceğim.

Ormancı Türküsü

Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya

Bay Mustafa çağırdı dama oynamaya

Ormancı da gelir gelmez yıkar masayı

Söz anlamaz ormancı çekmiş kafayı.

Aman ormancı yaktın ormancı

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

 

Geneves’in ortasında değirmen döner

Değirmenin taşları dağından iner

Ormancıya atılan kurşun Tevfik’e değer

Tevfik’imin acıları yürekleri deler.

Aman ormancı yaktın ormancı

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

Anıt Ağaç

Son olarak Muğla’nın Yatağan İlçesine bağlı Bozüyük Beldesi Pınarbaşı Tesislerinde bulunan 800 yıllık “Anıt Çınar Ağaç”ını ziyaret ettik.

Bu kadar ihtişamlı ağacı bulmuşken ona sarılmadan yapamazdık.

Bir yandan bu hayranlık uyandıran anıt ağacın gölgesinde serinlerken bir yandan yeşilliklerin ve suyun sesi ile rahatladığınızı hissediyorsunuz.

Burada dinlendikten sonra dönüş yolu için yollara düştük.

Yeni yerler keşfetmek ve değişik tatlarda buluşmak dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Seo wordpress plugin by www.seowizard.org.